
POLİS ŞİDDETİ SON BULMALI Gün geçmiyor ki, polis şiddetini konu alan yeni bir haber gazetelerin birinci sayfa manşetlerini işgal etmesin.Sorun yalnızca polisin vatandaşa kaba davranması, orantısız güç kullanması gibi ihlallerden ibaret olsaydı, bu haberler muhtemelen birinci sayfaya ulaşmayabilirdi. Oysa son dönemdeki olaylar, doğrudan masum vatandaşların hayatlarına mal olan derecede bir kuvvet kullanımının korkutucu sonuçlarını gösteriyor. Geçen hafta Avcılar'da evinin 100 metre uzağında bir parkta oturan vatandaşımızın polis tarafından tartaklandıktan sonra hayatını kaybetmesi Türk kamuoyunu dehşete düşürdü. Bu olayın şoku atlatılmadan bu kez İzmir'de meydana gelen feci bir olayın şokuyla sarsıldık. Dur ihtarına uymadığı ileri sürülen bir aracın sürücüsü gencin, polisin açtığı ateş sonucu beyin ölümü gerçekleşti ve halen ağır koma durumu sürüyor. Taşıttaki diğer gençlerin sabıka kaydına rastlanmadı; sadece içkiliydiler... * * * Polis yetkilileri, her olaydan sonra kendilerine göre bir savunma getiriyor. Ancak bütün bu mazeretlerin Türk kamuoyunun vicdanında inandırıcı bulunduğunu söyleyebilmek zor. Son dönemde bu tür ihlallerin sayısında belirgin bir artış var. Bu artış, polisin hangi noktada ve dozda güç kullanılabileceği ve hangi hallerde silaha davranılabileceğini belirleyen kuralların uygulamasında ciddi sorunların varlığına işaret ediyor. Polisin eğitimindeki yetersizlikler meselenin bir boyutunu oluşturuyor. Polis okullarında müfredatın yenilenmesi ve pratiğe ilişkin eğitimin kuvvetlendirilmesi ihtiyacı genel kabul görüyor. Ayrıca, Polis Görev ve Salahiyetleri Kanunu ile Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemeleri Kanunu gibi ana mevzuatta yapılan değişikliklerin Emniyet kadroları tarafından tam olarak özümsenmediği de anlaşılıyor. * * * Sonuçta, poliste vatandaşa kötü davranma ve ölçüsüz şiddet kullanma konusunda geçmişten kalan bazı alışkanlıkların önemli ölçüde devam ettiği inkâr edilemez. Bu tablo, Avrupa Birliği'ne tam üye adayı bir ülkeye yakışmıyor ve polisin vatandaşa karşı sicili açısından Türkiye'nin patinaj yaptığına işaret ediyor. Demokratikleşme, kişi hak ve özgürlüklerinin alanının genişletilmesi, AKP hükümetinin 2003 yılından bu yana en önemli hedeflerinden biriydi. Ancak, demokratikleşmeyi yalnızca askerin ve yargının ağırlığını sınırlamaktan ibaret gören bir anlayışın bu noktaya varması kaçınılmazdı. İnsan hakları ihlallerinde sıfır tolerans politikasının etkili olamadığı ve polis örgütü üzerinde gereken caydırıcılığın yaratılamadığı ortadadır. Polisten kaynaklanan ihlalleri sona erdirecek kararlı adımların atılması, AKP hükümeti ve onun İçişleri Bakanı Prof. Beşir Atalay için bir itibar meselesi haline gelmiştir. Türk kamuoyu, bu alanda AKP hükümetinden artık mazeret değil, somut eylem bekliyor. |
3340 kez okundu |
Yorumlar |
| Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |