• https://www.facebook.com/barantursun.v?ref=bookmarks
  • https://twitter.com/BaranTursunVakf

Aziz Nesin "Verdiğiniz karar, benim Türkiye’de adalete olan güvenimi sarsmış değil yıkmıştır"

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA ANKARA (YARGITAY’DAKİ SAVUNMA[1])

DOSYA NO: 1994/8654


Yargıç Bayan ve Baylar


Özellikle sizlere söylemeye gerek yok ki, haksızlığa uğrayan insanların en son başvuracakları yer adalet ve adaleti temsil etmesi gereken siz yargıçlarsınız. Şunu baştan söylemeliyim ki, en yüce yargı yeri olan sizlerin beşte üç çoğunlukla benim aleyhime verdiğiniz karar, benim Türkiye’de adalete olan güvenimi sarsmış değil yıkmıştır. Ben davalı değil, davacıyım.


Bir adam bana yazılı olarak hakaret etti. Ben de onu mahkemeye verdim. Mahkeme, hakaret eden adamı tazminat ödemeye mahkûm etti ve sizler en üst ve en yüce hukuk ve adalet yeri olarak, aşağılayan adamı aklayıp beni mahkûm ettiniz. Evet, mahkûm ettiniz. Beni hapse yada para cezasına değil, ama tarihsel olarak mahkûm ettiniz ve sizler 4. Hukuk Dairesi’nin beşte üç üyeleri, beni, davacı değil de davalıymışım gibi, tarih önünde, toplum gözünde bana hakaret eden adamın düşüncelerine ve yalanlarına katılarak beni mahkûm ettiniz. Ne yazık ki, sizlere karşı kendimi değil, adaleti savunmak zorundayım. Şunu bilmenizi ve anımsamanızı isterim ki bayan ve baylar, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’nda Türkiye’nin her haksız bulunuşu, Türkiye Cumhuriyeti adaletinin mahkûm oluşu demektir. Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’nda Türk adaletinin her mahkûm oluşunda ben, bir Türk aydını, Türk yazarı olarak adalet adına Türkiye’deki adaletsiz adalet adına utanıyorum. Oysa biliyorum ki, asıl utanması gereken elbette ben değilim.


Beni, bana hakaret eden adamla birlikte hırsızlıkla, zimmet suçuyla, vatan hainliğiyle, Türk düşmanlığıyla, insan olmamakla vb. suçlayan bu 4. Hukuk Dairesi’nin beşte üç yargıçları, davacı olduğum halde beni suçlayıp toplum ve tarih önünde mahkûm ettiğiniz için, yaşamımda ilk kez beni kendimi savunmak zorunda bıraktınız ve bir davacı olarak sizlere karşı kendimi savunacağım ve salt bana hakaret eden adamdan değil, sizlerden de (beşte üç üyelerden) tarih ve toplum önünde davacı olacağım ve sizlerin mahkemenizde olmasa bile Türkiye ve dünya kamu vicdanında mahkûm edilmeniz beni evrensel adalet adına son kertede mutlu edecektir. İşte bu iddialarla diyorum ki, benim bu konuşmamı kesmeyiniz, beni susturmayınız. Boşuna gevezelik etmeyeceğimi bilerek beni dinleyiniz. Dava dosyaları arasında bunalmış ve zamanınızın çok değerli olduğunu biliyorum. Ama benim seksen yaşında olduğumu, bu yaşıma dek 108 kitap yazmış ve 109. kitap olarak bu davayı yazacak bir yazar olduğumu düşünerek, benim zamanımın sizinkinden daha değersiz olduğunu elbet düşünmezsiniz.


Bana hakaret ettiği için dava ettiğim bu adamın, bana bu hakareti ilk değildir. Bana hakareti bir çirkin alışkanlık haline getiren bu adamın, görebildiğim ilk hakareti köşeyazarı olduğu Tercüman gazetesinde 70’li yıllarda olmuştur. Görebildiğim diyorum, çünkü zamanında göremediğim yazılı hakaretlerini de sonradan görüp okumuşumdur. Şunu da belirtmeliyim ki o zamanki hakareti, burada dava konusu olan hakareti kertesinde ağır ve çirkin değildi. O zaman bu hakaretin yazarını ajansımın avukatı aracılığıyla mahkemeye vermiş ve bu hakaretinden pekçok daha hafif hakaretinden dolayı mahkûm ettirmiştim. Bana iğrenç geldiği için bu parayı da almamıştım, yürürlükte olan bu dava sözkonusu olduğunda ajansımdan bu eski dava dosyasını istedim aşağıdaki belgeyi aldım.



2885 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın