• https://www.facebook.com/barantursun.v?ref=bookmarks
  • https://twitter.com/BaranTursunVakf

POLİS TERÖRÜNÜN TEMELİNDE ...

Mehmet Tursun / Baransav-  POLİS TERÖRÜNÜN TEMELİNDE DEVLETİN ŞİDDETİ TERCİH ETME ‘SEVDASI’ YATMAKTADIR


 Yaşam hakkı, demokrasilerde, hiçbir biçimde sınırlandırılması düşünülemeyecek bir haktır, bu yaşam hakkımızı, Her hangi bir Devletin her hangi bir organıyla tartışma konusu yapmamız söz konusu değildir, kendi devletimizin organları da buna dahildir. 
Hükümetler tarafından verilen ‘katil olma’ yetkisiyle  “dur-vur” şeklinde çocuklarımızı her ne kadar polis-asker öldürüyorsa da, esasında bu çocuklarımız Devletin organları tarafından öldürüldüğü bir gerçektir. Çünkü, ülkelemizde sık sık  rastlanan ve kurulu düzenin kendisi tarafından organize edilen ve bunu kolluk güçlerinin “makro” eylemleri şeklinde uygulanan utanç duvarları zorlayan bir“Devlet terörü" vardır.
 
Gün geçmiyor ki, polis şiddetini konu alan yeni bir haber gazetelerin birinci sayfa manşetlerini işgal etmesin. Sorun yalnızca polisin vatandaşa kaba davranması, orantısız güç kullanması gibi ihlallerden ibaret değildir. Sorunun esası, Polis terör estirirken  devlet  organları bu terörizme hoşgörü ile yaklaşmaları sorunudur, sokaklar savaş alanına dünüyor, halk terörize ediliyor.
İşkencenin bile olağan sayıldığı bir ortamda polis terörünü normal saymak Türkiye’ye has bir trajedidir, zira  bu terörü besleyen Devletin ya kendisidir ya da organlarıdır. Polis şiddetine karşı hukuki tedbirlerdeki iyileşmeler ve aksamaların tespiti,  yaşam hakkı, toplumsal barış ve dayanışma kültürünün benimsenmesi ve yaygınlaşması halk tarafından algılanmadığı sürece ve bu algıları Devlet erkanı üzerine baskı unsuru oluşturmadığı sürece, yaşam biçimimizi terörize eden polis uygulamalarından kurtulma olasılığımız azdır. 
Bazen kopya çekmenin bile yararları olduğunu söyleyebiliriz,  Polis şiddetine karşı, vicdan isyanını  toplumsal  isyanına dönüştürmek, Yunanistan halkının gösterdiği duyarlılığı ve yaşam hakkına karşı verilen onurlu dayanışmayı kendi ülkemizde de hayata geçirmek için neyimizin eksik olduğunu hep merak etmişimdir. “Bari Yunansitan’dan kopya çekelim” deyişim bundandır. 
Bireysel anlamda polis terörüne karşı neler yapıldığına şahit olmadığımız gibi, Türkiye işçi sendikaları,  işveren sendikaları, oda, birlik gibi sivil toplum kuruluşlarımız ve Siyasal Partilerimizin bu nevi yaşam hakkı ihlalleri karşısında neler yaptıklarının, projelerinin ne olduğu konusunda  da bir tanıklığımız yoktur.
2 yılda 18’i karakollarda olmak üzere toplam 78 kişinin polis terörü sonucu katledilmesi, Uygar toplumların örgütlü gücü dediğimiz, hangi sivil kuruluşumuz toplumsal sorun haline getirdi? Bilen varsa söylesin.
  Uygar toplumların örgütlü gücü dediğimiz, STK’lar, Sendikalar, Dernekler, Oda, Birlik ve Siyasal partilerin de polis şiddetine karşı harekete geçmelerini,  toplumsal duyarlılığı yükseltmelerini ve estirilen polis terörünün temelinde Devletin şiddete hoşgörü algısının yattığı konusunu tüm çıplaklığıyla yaygınlaştırmaları gerektiğine inanıyoruz. 


Bundan ötürü; Polis şiddetine karşı, düzenlenecek toplumsal dayanışma platformları her nerede olursa olsun, Baransav-Baran Tursun Polis Mağdurları Vakfı’nın katkıları ve çabalarını orada görmek olağan olacaktır.

 Mehmet Tursun / Baransav


Anasayfaya git………………………………: